hosseda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hosseda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hayran Olan Anlar Bizi

Zatı-ı Hak’da mahrem-i irfan olan anlar bizi,
İlm’i sırda bahr’i bi-payan olan anlar bizi.
Bu fena gülzarına bülbül olanlar anlamaz,
Vech-i baki hüsnüne hayran olan anlar bizi.
Dünye vü’ukbayı ta’mir eylemekten geçmişiz,
Her taraftan yıkılıp viran olan anlar bizi.
Biz şol abdalız bıraktık eynimizden şalımız,
Varlığından soyunup üryan olan anlar bizi.
Kahr u lutf u şey-i vahid bilmeyen çekti azap,
Ol azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi.
Zahida ayık dururken anlamazsın sen bizi,
Cür’ayı safi içip mestan olan anlar bizi.
Arifin her bir sözünü duymaya insan gerek,
Bu cihanda sanma kim hayvan olan anlar bizi.
Ey Niyazi katremiz deryaya saldık biz bugün,
Katre nice anlasın umman olan anlar bizi.
Halkı koyup la-mekan ilinde menzil tutalı,
Mısriya şol canlara canan olan anlar bizi.

Niyâzi Mısrî

Delidir Deli..

Delinin biri camiye girer, belli ki namaz kılacak. 
Ama oturmaz, meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer-dolanır.
Bir oraya, bir buraya her köşeye 
dikkatlice bakar ve hızla çıkar gider..

Az sonra sırtında bağlanmış odunlarla tekrar gelir 
camiye ve tam namaza başlamak üzere olan 
cemaatle birlikte saf tutar.. 
Ama sırtındaki odunlarla güç bela bitirir namazını.


Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkardığı ses vs. 
derken, tabii cemaat de rahatsız olmuştur bu durumdan.. Nihayet biter namaz, bitmesine ama her kafadan bir ses çıkar..
Herkes kıpırdanmaya, adama söylenmeye başlamıştır bile.. İmama kadar ulaşır sesler, hafiften tartışmalar…

İmam aynı mahalleden, bilir az çok garibin halini, 
şefkatle yaklaşır meczubun yanına ve der ki:
“Oğlum böyle namaz mı olur, sırtında odunlarla, sen ne yaptın? Hem kendini hem de çevreni rahatsız ettin bak, 
bir daha namaz kılmaya yüksüz gel olur mu?”

Bunu duyan meczub melül-mahzun, ama manalı bir bakışla sorar “Âdetiniz böyle değil mi?” 
“Ne âdeti?!” der Hoca..
Cemaat da toplanmış, 
merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir o sıra..
Der ki meczub bu kez:

“Hocam ben namaz kılmak için girdim camiye, 
şöyle kendime uygun bir yer ararken içeridekilere baktım,
gördüm ki herkesin sırtında bir şeyler var. 
Zannettim ki adet böyledir, ben de 
şu odunları yüklendim geldim işte, neden kızıyorsun?

Kızacaksan herkese kız, tek bana değil! Hoca şaşırır: 
“Benim sırtımda da mı var?” der.. 
“Evet” der meczub, “Hepinizin sırtı yüklü!”..

Cemaatte ise hafiften “deli işte!” manasına,
bıyık altından gülüşmeler başlamıştır..

Meczub bu kez öne atılır ve tek tek cemaati işaret ederek, 
saf bir çocukça, heyecanla bağırır:

“Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk, 
bunda kocaman bir elma ağacı vardı.. 
Bunda kırık bir kapı, bunda bir tencere yemek, 
bunda kızarmış tavuk, 
şunun sırtında yeşil gözlü esmer bir hatun, 
bununkinde de yaşlı annesi vardı!..” 

Sonra iki elini yanlarına salar başını sallar ve umutsuzca; 
“ Boş yok, boş yok hiç!..diye tekrarlar. 
O böyle söyleyince, 
herkes dehşet içinde şaşkınlıkla birbirinin yüzüne bakar! 
Aynen doğrudur dedikleri çünkü;

Kimi doğacak çocuğunu düşünüyordur namazda, 
kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını, biri onaracağı kapıyı, 
diğeri lokantasında pişireceği yemeği.. 
Biri açtır aklında yiyeceği tavuk, 
birinin sırtında sevdiği kadın, 
diğerinde de bakıma muhtaç annesi vardır.

“Peki söyle bakalım bende ne vardı?” der, 
bu kez endişeyle Hoca.. O da der ki: 

“Zaten en çok da sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı! Meğerse efendim, hocanın ineği hastaymış, 
“öldü mü ölecek mi?” diye düşünürmüş namazda… “

Harâbât ehlini hor görme sakın, defineye mâlik viraneler var.”



SU ve GÜLÜN HİKAYESİ

Günün birinde bir gülle su karşılaşır ve arkadaş olurlar. 
Ilk önceleri arkadaslik olarak devam eder bu durum. Tabiki zaman lazimdır birbirini tanimak icin. 
Gel zaman git zaman gül o kadar mutlu olur ki bu arkadasliktan ve birliktelikten mutluluktan ici icine sigmaz
 artik ve anlar ki suya asik olmustur. Hayatinda ilk kez asik olan gülhttp://www.tatliaskim.org/images/smilies/virgul.gif burcu burcu acar ve etrafa kokular sacar.
 Suya dönüp der ki birgün sevgili su seni sevdigim icin böylesine degistim actim ve
 etrafa kokular sactim yalnizca seni sevdim diye.

Öyle zaman gelir ki artik su da icinde güle karsi birseyler hisetmeye baslar. Zanneder ki güle asik oldum. 
Günler ve aylar birbirini kovalar ve gülü sevdigini zanneden suhttp://www.tatliaskim.org/images/smilies/virgul.gifartik eskisi kadar ilgilenmez gül ile. 
Gül ise "acaba su beni artik sevmiyor mu" diye düsünmeye baslar.

Cünkü suyun kendisine olan bu ilgisizligi onu üzmeye baslamıstir. 
Icin icin bu soruyu sorar kendine. Birgün gül suya der ki  biliyormusun ben seni cok seviyorum. 
Su bende seni seviyorum der. Aradan zaman gecer ve gül yine suya seni seviyorum der. 
Su siradan bir ifadeyle "ben de" der. ama gül bu sözde sevgiyi hissedemez. 
Bu siradanlasma gittikce sürer ama gül sabirla hep "seni cok seviyorum " der suya.

Ama artik öyle bir duruma gelir ki 
gül etrafa o güzel kokuyu sacamaz ve burcu burcu acan dalları solmaya yüz tutar. 
Kendini toparlar ve son kez suya "biliyormusun seni hala cok seviyorum" der göz yaslari icerisinde. 
Su da ona döner ve yine o bildik ironik ve umursamaz edası ile
 "üff söyledim ya ben de seni seviyorum diye" der.

Gün gelir gül yataklara düser. 
Cok hastalanmistir gül rengi solmus cehresi sararmistir gülün. 
Yataklardadir artik. Su ise basinda bekler gülünhttp://www.tatliaskim.org/images/smilies/virgul.gif yardimci olabilmek icin onu cok seven ve
 sevdigini her firsatta söyleyen sevgili dostuna. Ama bellidir ki artik gül ölecektir. 
Ve son kez zorlukla basini döndürerek suya der ki " biliyormusun seni ben gercekten seviyorum ve 
senin bilemedigin kadar sevdim üstelik"

Cok hüzünlenir su bu durum karsisinda ve son care olarak bir doktor cagirir. 
Nedir sorun diye doktor'a sorar. Doktor muayene eder gülü.

Muayeneden sonra söyle der :
"Hastanin durumu ümitsiz
http://www.tatliaskim.org/images/smilies/virgul.gif artik elimizden birsey gelmez"
Su merak eder kendisini bu kadar cok seven gülün ölümüne sebep olan
 hastalik nedir diye ve sorar doktora "hastaligi nedir ki sevgili dostumun" diye. 

Doktor söyle bir bakar suya ve der ki
"Gülün bir hastaligi yok dostum hic dikkat etmemissin galiba
 sevgili dostuna bu gül sadece susuz kalmishttp://www.tatliaskim.org/images/smilies/virgul.gifölümü onun icin der"
ve anlar ki su artik sevgiliye sadece seni seviyorum demek yetmemektedir. ama artik cok gectir.
Sevdiklerinize gec olmadan onları sevdiginizi söylemekle kalmayin gösterinhttp://www.tatliaskim.org/images/smilies/virgul.gif
Güller solmasın 3 günlük dünyada sevdiğiniz kişi ile mutlu olmaya bakın...