tasavvuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tasavvuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Beri Gel Daha Beri

Beri gel daha beri daha beri,
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle,
Bu hır gür, bu savaş, nereye dek,
Sen bensin işte, ben senim işte!
Ne diye bu direnme böyle ne diye,
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık ne diye,
Topumuz bir tek olgun kişiyiz, bir tek,
Ne diye böyle şaşı olmuşuz ne diye!
Zengin yoksulu hor görür ne diye,
Sağ soluna yan bakar ne diye,
İkisi de senin elin ikisi de,
Peki kutlu ne kutsuz ne?
Topumuz bir tek inciyiz, bir tek,
Başımız da tek, aklımız da tek,
Ne diye iki görür olup kalmışız,
İki büklüm gök kubbenin altında ne diye!
Sen habire gevele dur bakalım,
Habire usul boylu birlik çam ağacı de,
Sonu nereye varır bunun nereye!
Şu beş duyudan, altı yönden,
Varını yoğunu birliğe çek birliğe,
Kendine gel benlikten çık uzak dur,
İnsanlığa karıl, insanlara, insanlarla bir ol!
İnsanlarla bir oldun mu bir madensin bir ulu deniz,
Kendinde kaldın mı, bir damlasın, bir dane,
Erkek arslan dilediğini yapar, dilediğini,
Köpek köpekliğini ededurur, köpekliğini.
Tertemiz can, canlığını işler, canlığını,
Beden de bedenliğini yapar, bedenliğini,
Ama sen canı da bir bil bedeni de,
Yalnız sayıda çoktur onlar alabildiğine.
Hani şu bademler var ya, bademler gibi,
Ama hepsindeki yağ bir.
Dünyada nice diller var, nice diller,
Ama hepsindeki anlam bir.
Sen kapları testileri hele bir kır,
Sular nasıl bir yol tutar gider;
Hele birliğe ulaş, hır gürü savaşı bırak,
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir.
Mevlâna Celâleddin-î Rûmî

Taç Ma’rifet Tacıdır

Taç ma’rifet tacıdır, sanma gayrı taç ola,
Taklit ile tok olan, Hakikate aç ola.
Düşe düşüp aldanma, kendini hayrete salma,
Hak’tan gayrı ne vardır, tabire muhtaç ola.
Sana alem görünen, hakikatte Allah’tır,
Allah birdir vallahi, sanma ki birkaç ola.
Bir ağaçtır bu alem, meyvesi olmuş adem,
Maksut olan meyvedir, sanma ki ağaç ola.
Bu sözlerin meali, kişi kendin bilmektir,
Kendi kendin bilene, hakikat mi’rac ola.
Hak denilen özündür, özündeki sözündür,
Gaybi özün bilene, rububiyyet taç ola.
Gaybî Sunullah

Sen Sana Ne Sanırsan

Miskinlikte buldular, kimde erlik var ise,
Merdivenden ittiler, yüksekten bakar ise.
Gönül yüksekte gezer, dem-be-dem yoldan azar,
Dış yüzüne o sızar, içinde ne var ise.
Ak sakallı pir hoca, bilemez hali nice,
Emek vermesin hacca, bir gönül yıkar ise.
Sağır işitmez sözü, gece sanar gündüzü,
Kördür münkirin gözü, alem münevver ise.
Gönül Çalabın tahtı, Çalab gönüle baktı,
İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise.
Sen sana ne sanırsan, ayruğa da onu san;
Dört kitabın manası, budur eğer var ise.
Bildik gelenler geçmiş, konanlar geri göçmüş,
Aşk şarabından içmiş, kim mana duyar ise.
Yunus yoldan azuban, yüksek yerde durmasın,
Sinle sırat görmeye, sevdiği didar ise.
Yunus Emre

Şimdi İrfan Vaktidir

Şimdi irfan vaktidir, takvâya hâcet kalmadı,
Zevk-i vicdân vaktidir, feryâda hâcet kalmadı.
Ehli vahdetten alanlar, ilmi tevhid dersini,
Gizli irfan buldular, fetvâya hacet kalmadı.
Hamdülillah sôfiyâ, aydık müsemmâdan haber,
Zâtı mahzardır gönül, esmaya hacet kalmadı.
Etti şems-i ehadiyyet, burc-u vahdetten tulû,
Leyl-i firktat zâli oldu, ay’a hâcet kalmadı.
Hakk’ın feyzi âleme, düpdüzdür anlar isen,
Bu görünen mevcûdât, bir yüzdür anlar isen.
Enbiyânın geldiği, dört kitabın indiği,
Her lisanın dediği, bir sözdür anlar isen.
Hakk vechini görmeye, gözü dönmüş Âdeme,
Bu âyinede âlem, bir tozdur anlar isen.
Gaybî Sunullah


Talep şan değildir. Razı ol, şanda senin nam da senin. Varlığını bilinmezlik toprağına göm. Gömülmeyen şey nâbit olmaz. Eşyadan eşyaya seyahat edip durma. Kendine uzaktan bakmayı öğren. Bir dolap beygirine benziyorsun. Öyle ahmak, öyle hüzün verici. 

· Madem ki içinde bulunduğun yer, konuştuğun kimse sana feyz vermiyor, terke mani olan ne? 

· Ölüme ağlama. Kalbe bak. Hata ve isyan ile pişman, ibadet ve taat ile neşveli değilsen zaten ölüsün. 

· Melâl(hüzün) içindesin. Yoksul olduğunu düşünüyorsun. Ne ki senden alınmıştır, o senin hayrınadır. İçindeki yoksulluğu hissediyor musun? İşte senin için en hayırlı vakit. Unutma, ihtiyaç mütemadîdir.

Hikem-i Ataiyye


Sende yoksa tefekkür, cehline akıl n'etsin?

Ne korkarsın ölümden? Sen ki zaten cesetsin! 



(Cengiz Numanoğlu)

Sevgi ve Muhabbet..


Rabbimiz Teâlâ buyururlar ki
"Rasûlüm! De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı örtsün! Çünkü Allah çok yargılayıcı, çok esirgeyicidir." (Âl-i İmrân, 3/31)
Müminlerin Allah'ı sevmesi; O'nun emrine itaat etmeleri ve sadece O'nun rızasını gözetmeleri ve bunları yaparken de Rasûlullah (aleyhissalatu vesselam)’i kendisine rehber edinerek amellerde bulunması olup, Cenâb-ı Hakk’ın müminleri sevmesi ise; onları affetmesi, mükâfatlandırması, rahmeti ve tevfîkiyle onlara ikramlarda bulunmasıdır.




Anlatılır ki:
Peygamberimiz’in güzel ahlâkı ile ahlâklanmayan birisi bir gün rüyasında Rasûlullah ( aleyhissalatu vesselam ) Efendimiz’i görür. Allah'ın Rasûlü ( aleyhissalatu vesselam ), o adama hiç ilgi göstermez. Adam der ki:
- “Ey Allah'ın Rasûlü! Bana kırgın mısınız?” Hz. Peygamber ( aleyhissalatu vesselam ):
- “Hayır!” Adam:
- “O halde bana niçin bakmıyorsunuz?” Hz. Peygamber ( aleyhissalatu vesselam ):
- “Çünkü seni tanımıyorum.” Adam:
- “Nasıl tanımazsınız. Ben senin ümmetinden birisiyim. Hâlbuki âlimler, ümmetinden birisini, ananın evladını teşhis ettiğinden daha iyi teşhis ettiğinizi söylemişlerdi.” Hz. Peygamber ( aleyhissalatu vesselam ):
- “Doğru söylemişler. Fakat ben senin üzerinde benim güzel ahlâkımdan bir şey görmüyorum ve senin bana hiç salât-u selâmın gelmedi. Benim, ümmetimden birini tanıyabilmem, o kimsede benim ahlâkımın bulunması nispetindedir.”
Adam uyanınca bunları düşündü ve hemen Rasûlullah ( aleyhissalatu vesselam ) Efendimiz’in güzel huyları nelerse onları yaşayışına tatbik etmeye karar verdi. Bir müddet sonra tekrar Allah Rasûlü’nü rüyada gördü. 
Efendimiz ( aleyhissalatu vesselam ) hemen:
- “Şimdi seni tanıyorum ve senin için şefaat edeceğim!” buyurdular.*
Kim dört şeyi yapmadan dört şeyi iddia ederse o, yalancıdır:
1- Cennet’i sevdiğini söyler; fakat Allah'a itaat etmezse,
2- Hz. Peygamber’i sevdiğini söyler; fakat O'nun güzel ahlâkına tabi olmaz, âlimleri ve fakirleri sevmezse,
3- Cehennem’den korktuğunu söyler; fakat günah işlemekten çekinmezse,
4- Allah'ı sevdiğini söyler; fakat maruz kaldığı musibetlerden dolayı sızlanırsa, o kimse yalancıdır.
Sevginin alâmeti sevdiğine uymak ve sevdiğinin hoşuna gitmeyen hareketlerden kaçınmaktır.
Hazreti Ali (radıyallahu anh) der ki:
"Cennet’e iştiyakı olan, hayır işlemeğe koşar. Cehennem’den korkan, nefsini kötü hareketlerden meneder. Ölümü muhakkak bilen, zevkini hakir görür."
*İmam-ı Gazalî, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn

Hakk aşıkları, birbirlerinin aşkıyla ölürler!

Gerçeklerden haberli olarak ölen Hakk aşıkları, sevgilinin huzurunda şeker gibi erirler! Ruh aleminde, elest meclisinde ab-ı hayat içenler, bir başka tarzda ölürler! Ötelerden haberdar olanlar, Hakk sevgisinde derlenip toplananlar, şu insan kalabalığı gibi olmazlar! Hakk aşıkları, letafette melekleri bile geride bırakmışlardır! Bu sebeple, diğer insanlar gibi ölmek, onlardan uzaktır! Sen sanır mısın ki, arslanlar da köpekler gibi kapı dışında can verir? Hakk aşıkları sevgi yolunda ölürlerse, onları can padişahı karşılar! Birbirlerinin canı kesilen, aynı emaneti, aynı canı taşıdıklarından haberdar olan Hakk aşıkları, birbirlerinin aşkıyla ölürler!

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi

Ayıp mı..?

Allah’ın muhabbetinde samimi olan, ne ayıp işitir, ne de kulağına ayıp gider.

  Abdulkadir Geylani (kaddesallahu sırrahul aziz)

Gaflet..

Bütün  Alemleri dolaştım. Tüm ilimleri gezdim. 
 Gördüm ve bildim ki
 EN BÜYÜK GÜNAH, Bir an Allah’tan gafil olmaktır.

 Bayezid-i Bistami Hz.

Nimet..

Allah Teala kullarını bir çok nimetlerle süsledi; bundan gaye, zatına dönebilmeleridir. O kullara gelince, gidecekleri varlığı  bırakıp, nimetleriyle meşgul oldular. 


Bayezid-i Bistami Hz.